19 Eylül 2017 Salı

OKULLAR AÇILDI HEYECAN BAŞLADI

    
Artık  ortaokul öğrencisi oldu evimizin neşe kaynağı biricik oğlumuz           Ahmed Burkay..
 
   İlimizde Açı Koleji bu yıl yeni açıldı  Hayırlı Uğurlu olsun inşallah Yüce Mevlam Utandırmasın.
 
                                                  

Okullar  dün eğitime başladı malum ortaokul 1.sınıf (5.sınıf) olunca Uyum Haftası başlığı altında 11.09.2017 (geçen hafta) tarihinde okul maratonumuz başlamışdı.

 Her ne kadar 2. haftamız olsa da dün sabah yine ilk gün ki heyecan ile ailecek okul yolunu tuttuk.


 
Ahmed Burkay  heyecanını tam anlamıyla dışa yansıtamasa da kıpır kıpırdı içi.. Bu güzel gününde eşim, ablası ve ben oğlumuzun yanında olmaya çalıştık bir o kadarda duygulandık.. Başta oğlum olmak üzere tüm eğitim gören yavrularımıza sağlıklı, başarılı, mutlu bir eğitim yılı geçirmelerini diliyorum..
 
 
  
 

 

 





 
 




 

 



8 Eylül 2017 Cuma

HAYIRLI CUMALAR

Hicretin sekizinci yılı, Zilhicce ayında Rasûlü Ekrem'in Hz.Mâriye'den doğmuş olan oğlu Hz.İbrâhim, Hicretin 10.yılında Rebiülevvel ayının 10. salı günü vefât etti. Vefat ettiği zaman 16 aylıktı. (18 olduğunu söyleyen de vardır.)

Allah Rasûlü'nün evlâtlarından bâzıları çocukken vefât etmiş, bâzıları ise anne olduktan sonra vefât etmişler, hayatta yalnız sevgili kızı Hz.Fâtıma ile oğlu Hz.İbrâhim vardı. Fakat, O da hastalanmıştı. Peygamber Efendimiz, hasta yavrusunun yüzüne bakarak; "Allâh'ın takdirine karşı elden ne gelir, Yâ İbrâhim!" dedi. Gözlerinden yaşlar aktı. Nihâyet emr-i Hak vâki oldu. Gözleri yaşlarla dolan Peygamberimiz; "Göz yaşarır, kalp mahzun olur. Allâh'ın rızasına uygun olandan başka bir söz söyleyemeyiz. Ey İbrâhim! Seni kaybetme yüzünden derin bir hüzün içindeyiz." buyurdu.

Yanında Abdurrahman ibn-i Avf; "Sen de mi ağlıyorsun? Yâ Rasûlallâh!, böyle ağlamaktan halkı Sen men etmemiş miydin?" dedi.

Peygamber Efendimiz; "Ben, ancak kendisinde bulunmayan hasletleri sayıp dökerek, ölü üzerine bağıra çağıra ağlamaktan men ettim. Ben sizi, günah ve hamâkat olan iki bağırıştan (Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışı ile şeytan kavalından; Musîbet ve felâket sırasındaki bağırışla yüz göz tırmalamak, üst baş yırtmak ve şeytan şamatasından) men ettim. Benim bu ağlamam ise bir acımadan ibârettir. Acımayana acınmaz." buyurdu.

Hz.Peygamberimiz, oğlunun namazını kılarak toprağa verdi. Mezara nişan dikip; "Faydası da yok, zararı da, fakat, geride kalanı tatmin eder" buyurdu. Bir kırba su getirterek, onu kabrin üzerine saçtırdı.

O sırada güneş tutulmuştu. Halk, güneşin tutulmasını; "İbrâhim'in ölümü için tutuldu." diye yorumlamışlardı.

Bunun üzerine Peygamber Efendimiz; "Güneş ve ay Allâh'ın âyetlerinden iki âyettir ki, bunlar hiçbir kimsenin ne hayâtı ne de vefâtı için tutulmazlar. Bunları, tutulmuş gördüğünüzde hemen mescidlere sığınınız. Küsuf (tutulma) açılıncıya kadar Allâh'a duâ ediniz ve namaz kılınız." buyurdu.



                                                   
 Sen gittin evladım,
Toprak ben oldum.
Sen düştün toprağıma
Yanan ben oldum.
Sen giderken bir meçhule
Göz yaşları damladı üzerime,
Sen benim toprağımda,
Yüreğimde yatan oldun.
Hiçbir kuvvet alamaz seni benden,
Hiçbir zaman silinmez hayalin gözlerimden,
İsmin bir an bile düşmedi ki dilimden,
Sen gittin evladım, beni bırakıp gittin
Yaşarken ölen ben oldum.
Bilmezler bu acıyı bilemezler,
Seninle dolu anıları silemezler,
Her an düşlerimde, rüyalardasın
Sensizlik ne demek evladım
Başa gelmeyince göremezler.
Ben seninle verdim her şeyimi toprağa,
Toprak oldum geldim seni sarmaya,
Bakmasın kimse nefes aldığıma
Seni toprağa koyduğumda öldüm bende evladım
Yalan oldum.
Canımın canısın, akan kanımda,
Ne olurdu olsaydın şimdi yanımda,
Huzurum kalmadı şu yalan Dünyada
Ben bittim evladım heder oldum.
Haşa isyan edemem yaradanıma,
Alsın bir an önce canımı geleyim yanına
Sen gitmeseydin de canımı verseydim ben sana
Bir an bile aklımdan çıkmıyorsun
Senin için mahvoldum.
İşte bak geçiyor günler ardı ardına,
Kavuşacağız biliyorum eninde sonunda,
Her gün dua ediyorum ben sana
Dilimde ismin kalacak daima.

Allahım   hiç kimseyi evladıyla  imtihan etme..
Hayırlı Cumalar

 

 

 
 

5 Eylül 2017 Salı

 

Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)
Bayramdan bir gün önce akşam   (31.08.2017) rahmetli dayımın oğlunun ölüm haberi ile yıkıldık. Bayramın 1. günü (01.09.2017) Cenazesi Erzincan'a geldi Çok genç yaşta (30 yaşında)  (Kalp Krizi) hayata veda etti.  Her zaman derdi ben babamın yaşına kadar yaşamam rahmetli dayımda 41  yaşında vefat etmişti. Uğurumuz babasına kavuştu Yüce Mevla'm annesine kardeşlerine ve bizlere sabır versin yeri mekanı Cennet olsun. Yüce Mevla'm hiç kimseyi evlat acısıyla imtihan etmesin böyle bir acı yaşatmasın Amin.  
 
Hürriyet Gazetesinde Yayınlandı.
 
                                 Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.
Her yandan küçülen bir oda gibi,

Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.

Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış kalmış.
Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.
Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
NECİP FAZIL KISAKÜREK


 
 




22 Ağustos 2017 Salı

ERZİNCAN'IMIZIN SİMGESİ BAKIR OLDU

Erzincan Belediyesi'nin  İlimizin simgesi olarak yaptığı Bakır Sürahi ve Maşrapası Dörtyol meydanına yerleştirildi. Herkesin ilgi odağı oldu.
Yurt içinde ve Yurt Dışında Erzincan deyince akla il gelen Bakır oluyor. Bakırcılığın tarihi Erzincan ilinde çok eskidir. Urartu medeniyetleri eserlerini Altıntepe kazılarından anlaşıldığına göre, Urartu döneminde Erzincan bakır işletmeciliği üretimleri Atina pazarlarında aranan mal olarak değer kazanmıştır. Erzincan’da Bakır levha işlemesinin yanı sıra Erzincan ve yöresinde çok çeşitli türde araç-gereç, mutfak eşyası ya da hamam takımları yapımında kullanılmaktaydı. Günümüzde ise, küçük ve orta ölçekli işletmeler tarafından üretilen mamuller genellikle iç piyasada pazarlanmaktadır. Bakırcılığın, Erzincan'da eski bir geçmişi vardır. Dövme bakırcılık çok yaygındı. Tepsiler, kazanlar, kaplar, ibrikler, leğenler yapılırdı. Alüminyum ve plastik eşyanın yaygınlaşmasıyla dövme bakırcılık önemini yitirmiş, yerini bakır el işlemeciliğine bırakmıştır. Günümüzde yapılan semaver, tepsi, biblo, tabak, kaşık, şekerlik,  kupa, vazo gibi ürünler daha çok süs eşyası niteliğindedir. Bakırcı ustalarına gelen bakır levhalar türlü gereçlerin yardımıyla tepsi, tabak, vazo vb. biçime sokulur. Dövme, çekme, dökme yöntemleriyle biçimlendirilen bakır eşya yine türlü yöntemlerle işlenir. Bakır süs eşyaları, nikel kaplanmakta veya boyanarak süslenmekte, el işçiliği ile işlenerek yurt içi ve yurt dışına pazarlanmaktadır.  Erzincan’da bakır işlemeciliği halen yapılmaktadır. İnşallah bundan sonra bakır işletmeciliği daha fazla canlanarak ilimiz için gelir kaynağı olacaktır.
 



11 Ağustos 2017 Cuma

SİLGİ VE BİLGİ

Babası yeni evlenen oğlunun evine tebriğe gider…
Oturunca bir beyaz kâğıt, bir kalem ve bir silgi getirmesini istedi.
Genç: “Niçin?” dedi.

Baba: “Hele sen getir.” dedi.
Genç, kalem ve kâğıdı getirdi…
Silgi bulamamıştı.
Babası: “Koş bir silgi satın alıver”, dedi.
Oğlu epey şaşırmıştı, ama dışarı çıktı, bir silgi satın alıp getirdi, babasının yanına oturdu.
Babası: “Yaz,” dedi.
 
Genç: “Ne yazayım?”
Baba: “İstediğini yaz.”
Genç bir cümle yazdı.
Baba: “Şimdi onu sil.”
Oğlu sildi.
Baba: “Bir cümle daha yaz.”
Oğlu: “Allah aşkına baba, ne istiyorsun ki?”
Baba: “Yaz bir daha.”
Oğlu yazdı.
Baba: “Sil,” dedi.
Oğlu sildi.
Baba yine: “Yaz,” dedi.
Oğlu: “Allah aşkına desene baba, ne bu?”
Baba: “Hele sen yaz”
Oğlu yazdı.

Baba: “Sil,” dedi.
Oğlu tekrar sildi…
Baba sordu: “Kâğıt hala beyaz mı?”
Oğlu: “Evet. Ama mesele nedir?”
Baba oğlunun omzuna vurdu ve:
“İşte evlilik de böyledir, bir silgiye ihtiyacı vardır…
Evlilikte hanımından göreceğin ve hoşuna gitmeyecek bazı durumları silmek için bir silgi taşımalısın yanında…
Hanımın da öyle bir silgi taşımalı beraberinde, senden sadır olacak ve hoşuna gitmeyecek şeyleri silmek için.
Zira evlilik sayfası bir kaç gün içinde kapkara olacak…
Kadının huyu para yokken; erkeğin huyu da para çokken anlaşılırmış.
Her halükârda sınavda olduğunu unutma…
Sınavı kaybedersen, iki cihanın da harap olur.
Eşinden sevgi ve saygı bekliyorsan; Sen de ona göstereceksin.
Almadan vermek Allah’a aittir.
SİLGİ VE BİLGİ
ikisi de 5 harftir.
Başlarındaki harfleri atarsak geriye ilgi kalır.
İlgi olmadan ne silgiye ne de bilgiye ulaşabilirsin…

Nette okudum çok hoşuma gitti siz değerli blog arkadaşlarım ve  takip eden dostlarımla paylaşmak istedim.Hayırlı Cumalar...


 

7 Ağustos 2017 Pazartesi

 Hayırlı Günler Çok Kıymetli Takipçilerim.
Genel Müdür Yardımcımız Sayın Yusuf ÇOLAK bey Başmüdürlük, Merkez Müdürlüğü ve bağlı Şubeleri ziyaret için Ramazan ayı içinde  İlimize gelmişti. Başmüdürümüz, İhtisas Müdürlerimiz , Merkez Müdürlerimiz ile bugünün anısına çekildiğimiz fotoğraflardan kareler.
          Biz Çalışan personele vermiş olduğu değerden 
dolayı çok teşekkür ederim.
Görevi başında personeli ziyaret etti. 
 Eğitim Merkezi Müdürlüğünde Toplantı yapıldı.